Araştırma

Türkiye’de Göç Yönetimi ve Suriyeli Sığınmacılar

Türkiye misafir ettiği Suriyeli göçmen sayısıyla dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumundadır. 2011 yılında başlayan iç savaş, sonrasında yerini çok taraflı küresel vekalet savaşına bırakmıştır. Suriye’deki çatışma durumunun üzerinden 10 yıl geçerken Suriyelilerin ülkelerine dönmeleri konusunda net bir tablo görünmemektedir. Bu yüzden Türkiye, göç politikaları kapsamında zaman geçtikçe daha kalıcı adımlar atmaya başlamıştır.

Türkiye, bulunduğu coğrafi konum itibariyle göç süreçlerinde hem transit ülke hem de göçmenlerin kalıcı olarak yerleşebilecekleri bir ülke durumundadır. Suriyeli göç hareketi sadece Türkiye ile sınırlı kalmamış; BM verilerine göre 5.466.260 Suriyeli, Suriye’nin sınır komşularına (Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Irak) sığınmak durumunda kalmıştır. Suriye dışına çıkanların yanı sıra 6,6 milyon Suriyeli ülke içerisinde yerinden edilmiş durumdadır (UNHCR, 2018). 2011 yılından itibaren insani krizlerle ve çatışmalarla gündeme gelen Suriye’de bu çatışmaya maruz kalan insanlar, Türkiye’yi tarihsel ve kültürel anlamda yakın hissettikleri için ve coğrafi olarak da uzak bir bölge olmadığından buraya göç etmişlerdir. Resmi verilerine göre Şubat 2021 itibariyle sayıları 3.645.140’a varan Suriyeli, geçici koruma statüsü kapsamında Türkiye’de yaşamlarını devam ettirmektedir (Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, 2021).

Türkiye misafir ettiği Suriyeli göçmen sayısıyla dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumundadır. 2011 yılında başlayan iç savaş, sonrasında yerini çok taraflı küresel vekalet savaşına bırakmıştır. Suriye’deki çatışma durumunun üzerinden 10 yıl geçerken Suriyelilerin ülkelerine dönmeleri konusunda net bir tablo görünmemektedir. Bu yüzden Türkiye, göç politikaları kapsamında zaman geçtikçe daha kalıcı adımlar atmaya başlamıştır. Türkiye’de yaşamına devam eden Suriyeliler Geçici Barınma Merkezlerinde Kalanlar ve Geçici Barınma Merkezleri Dışında Kalanlar şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü verilerine bakıldığında insani krizin yaşandığı 2011 yılından itibaren Geçici Barınma Merkezlerinde kalanların sayısında ciddi düşüş yaşanmaktadır. Bu düşüşle birlikte kent yaşamına adapte olmaya çalışan, özgür ve kendi ayakları üzerinde durabilecek bir hayatı seçen göçmenler Geçici Barınma Merkezleri Dışında Kalanlar kategorisine girmektedir.

Kaynak: Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, 2021

Yukarıdaki tablo geçici barınma merkezlerinden kente doğru kayan ve yerel halk ile iç içe yaşayan Suriyeli nüfusunu özetlemektedir. Bu bağlamda çok taraflı bir süreç olan göç yönetimi konusu burada belirginleşmekte ve kalıcı adımların atılması zaruri olmaktadır. Suriyeli mülteci hareketliliğinin geçici barınma merkezlerinden kente doğru yer değiştirmesinde birçok etken sıralanabilir ancak en önemli etkenler; göçmenlerin özgürce hareket edebilmesi ve kendi ayakları üzerinde yaşama tutunması olarak görülmektedir. Bu demografik hareketlilik doğru ve sağlıklı yönetilirse göçün yereldeki yaşama ve piyasaya olumlu geri dönüş yapmasını sağlayabilir aksi halde göçmenler ile yerel halk arasındn sosyal gerilimlere de sebebiyet verebilir. Türkiye’de geçici koruma statüsü kapsamında yaşamını sürdüren Suriyelilerin illere göre dağılımına bakıldığından sırasıyla; İstanbul, Gaziantep, Hatay, Şanlıurfa, Adana, Mersin, Bursa, İzmir ve Konya şehirleri en çok Suriyeliyi misafir eden 10 il arasında yer almaktadır.

Kaynak: Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, 2021

Göç Yönetimindeki Sorunlar

Türkiye’deki Suriyeliler Göç Yönetiminde temelde iki taraflı bazı sorunlar bulunmaktadır. Bu iki tarafı Suriyeli Göçmenler ve Göç Yönetimindeki Aktörler olarak sınıflandırılabilir.

Göç Yönetimi Sürecinde yerelin dinamiklerine hakim olmaları sebebiyle Belediyeler önemli bir paydaş olarak karşımıza çıkmaktadır. Belediyelerle ilgili 5393 sayılı kanunda göçmenlere yönelik faaliyetlerde görev ve sorumluluklar açık ve net bir şekilde belirtilmemiştir. Belediye Kanununda kamu hizmeti yararlanıcısı olarak belirtilen Vatandaşlık kavramı göçmenler için kabul görmemekte ve vatandaş olmayanlar için kullanılan Hemşehri kavramı da yine bu açıklığı kapatamamaktadır (Adıgüzel ve Tekgöz, 2019:24-25). Yine göç yönetimindeki paydaşlardan kaynaklı sorunlardan bir diğeri Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nda (YUKK) göç sürecinde yerel yönetimlerin görev ve sorumluluklarının belirtilmemesidir. Böylelikle doğaçlama yapılan faaliyetlerin kapsamı ve sınırı belirlenmediği için etkin ve verimliliği de ölçülememektedir.

Göç yönetimi sürecinde göçmenlerle sağlıklı bir iletişim kurabilecek, göçmenlerin konuştuğu dil becerilerine sahip ve göç alanında ihtisas sahibi bireylerin belediyelerde ve/veya STK’larda istihdam edilmeyişi çok taraflı göç yönetimi sürecini aksatan unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Göç yönetimi sürecinde STK’lardan kaynaklı sorunların en önemlisi sürekli acil yardım faaliyetlerine yönelinmesi ve göçmenleri yardıma bağımlı birey psikolojisi içerisine girmelerinde dolaylı etken olmalarıdır. Bu bağlamda Ulusal ve Uluslararası STK’ların acil yardımların dışında Suriyeli göçmen nüfusunun artık Türkiye’de kalıcı olmaya doğru bir tabloya dönüştüklerini hesap ederek bu anlamda etkin sosyal uyum, entegrasyon ve kalkınma odaklı projelere de yönelmeleri önemlidir. Aksi takdirde çok taraflı yürütülmesi gereken bu süreçte aksamalar meydana gelebilir, özellikle genç göçmen nüfusun eğitimle meşgul olmaları sağlanmazsa suça meyilli hale gelmeleri kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımıza çıkabilir. Göç yönetimi sürecinde en önemli paydaşlardan biri şüphesiz üniversiteler. Sorun çözücü bir aktör olarak üniversitelerin de göç yönetim sürecinde yerel yönetimler, STK’lar ve ilgili kurumlarla etken bir şekilde irtibat olmaları gerekir.

Suriyeliler göç yönetiminde yaşanılan sorunlara baktığımızda yaklaşık 3 buçuk milyon nüfusa sahip Suriyeli göçmenlerin bu süreçte sorun yaratmadıklarını söylemek iyi niyetli bir yaklaşım olacaktır. Türk toplumu ile Suriyeli göçmenler arasında medyanın da aktif rol alacağı biçimde sosyal gerginliğin olduğu gözlenmektedir. Üzerinden 10 yıl geçen bu süreçte kısmi sosyal gerilimlerin haklılık payı olabilir. Bu gerginliğin arka planına bakıldığında en önemlisi Suriyeli göçmenlerin büyük çoğunluğuna Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verildiği yönündeki algıdır. Türkiye’de yaşayan 3 buçuk milyon Suriyeliden sadece 110 bini vatandaşlığa alınmıştır (Erdoğan, 2020:25). Geriye kalan büyük çoğunluk ise Geçici Koruma Statüsü kapsamında yaşamına devam etmektedir.

Göçmen kaynaklı sorunlardan bir tanesi de kayıt dışı istihdam konusudur. Bazı meslek gruplarında düşük ücret ve fazla mesai çalışan bu informel grup hem ihtiyaçların tespitinde sorunlar meydana getirmekte hem de yerelde sosyal gerilimlere neden olmaktadır.

Göç yönetimi sürecinde göçmenlerden kaynaklı sorun denilecek bir diğer konu dil bariyedir. Suriyelilerin önemli bir bölümünün Türkçe bilmemesi hem temel hizmetlerine erişmede sorun yaratmakta hem de bu süreçteki aktörlerin kendileriyle olan iletişiminde kopukluk meydana getirmektedir.

Türkiye’deki Suriyeli göçmenlerin tamamına yakının devlet yardımıyla geçindiğine dair yanlış bir algı mevcuttur. Bu algı medya içerikleriyle desteklenerek toplumda sosyal gerilimlere neden olmaktadır. İşin aslına bakıldığında Suriyeliler, son 12 ayda herhangi bir kurumdan yardım aldınız mı? sorusuna karşılık yüzde 63,2 oranında hayır cevabını vermektedirler. Geriye kalan yüzde 36’lık kesim ise Kızılay Kart olarak bilinen yardım ile geçimlerini sağlamaktadırlar (Erdoğan, 2020:135-136).

Göç yönetimi sürecinde göçmenlerden kaynaklı sorunlara son olarak düzensiz ve çarpık yerleşim konusu eklenebilir. Suriyeli birden fazla ailenin aynı evde yaşaması ve özellikle akrabaların yoğun yaşadığı bölgelere yerleşmeleri buradaki kamu hizmetlerinin yapılmasını zorlaştırmakta, kapasitenin artmasına neden olmaktadır.

Göç Yönetiminde Öncelikler ve İmkanlar

Türkiye’deki Suriyeliler Göç Yönetiminde tarafların/paydaşların gelinnen süreci tekrar analiz edip bir hazırlık yapmaları verimli olacaktır. Günümüz itibariyle 2011 yılında Suriye’den Türkiye’ye gelen bir göç kitlesi ile karşı karşıya değiliz. Burada gerçekçi çözümlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bunun sağlanabilmesi için de artık “birlikte yaşam” kavramına odaklanılması gerekmektedir.

Türk toplumunun bugüne kadarki misafirperver yapısı bundan sonrası için de önemli bir etken olacaktır. 2011 yılında buraya gelen ve burada dünyaya gözünü açan bireylerin bugün 11-12 yaşların bir çocuk olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle göç yönetimi süreci çok taraflı aktörlerin desteğiyle, iş yükü azaltılarak yürütülmelidir. Belediyeler ve STK’lar arasındaki ilişki belirli dönemlerde ortaya çıksa da bu ilişki ve irtibatın sürekli hale getirilmesi verimi arttıracaktır. STK’ların sadece acil yardımlara ve insnaları yardıma bağımlı hale getirebilecek adımlara yoğunlaşması değil aynı zamanda birlikte yaşamın anahtarı olarak kalıcı sosyal uyum, entegrasyon ve sosyalizasyon projeleri gerçekleştirmesi beklenmektedir. Bu projeler, kurumların bünyelerinde göç uzmanı kişileri istahdam etmeleriyle mümkün olabilir. Suriyelilere yönelik gıda ve diğer yardımların yanı sıra kendi hayatlarını idame ettirebilecek düzeyde meslek edinme kursları, iş yeri açabilecek seviyede danışmanlık hizmetleri veya istihdama dönük hamleler bu sürece olumlu katkı sunacaktır.

Çok taraflı ve birçok parametreyi içinde barındıran bu sürecin ve sürecin getirdiği sorumlulukların tek bir kurumun üzerine bırakılması ve/veya bazı kaygılar nedeniyle Suriyeli göçmenlere yönelik kalıcı adımların atılmaması bu insanların “radikalize” olmalarına neden olabilir. Suriyeli göçmen meselesine olgulardan hareketle yaklaşılıp birlikte yaşamanın unsurları üzerine yoğunlaşılırsa özellikle ekonomik anlamda iç piyasaya olumlu katkılar sunulabilir. Böyle bir tablo sadece göç yönetim sürecindeki paydaşların çabasıyla değil aynı zamanda sayıları 3 buçuk milyonu bulan Suriyeli göçmenlerin de çabalarıyla gerçekleşebilir. Göçmenlere birebir temas edebilecek kişi veya kurumların bu süreçteki adımları ve projeleri beraberinde Türk toplumunun önemli bir çoğunluğunun duyarlı duruşu göç yönetimi sürecinin en az hasarla gerçekleşebilmesine katkı sunacaktır.

Kaynakça

Adıgüzel, Y., & Tekgöz, N. (2019). Türkiye’deki Suriyeliler Göç Yönetiminde Belediyelerin Rolü. İstanbul: UCLG-MEWA Yayınları.

Erdoğan, P. D. (2020). Suriyeliler Barometresi 2019. Türkiye’deki Suriyeliler ve Statüleri. Ankara: Orion Kitabevi.

Geçici Koruma. (2021, 01 20). 2 07, 2021 tarihinde Göç İdaresi Genel Müdürlüğü: https://www.goc.gov.tr/gecici-koruma5638 adresinden alındı

Suriye Acil Durumu. (2018, 4 19). 2 5, 2021 tarihinde BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR): https://www.unhcr.org/tr/suriye-acil-durumu adresinden alındı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir