Gezi

Etiyopya’da Zamanda Yolculuk

Ülkeye genel bir bakış

Etiyopya, nam-ı diğer Habeşistan. Bölge olarak Somali, Cibuti, Eritre, Yemen’in bir kısmı ve Sudan, Habeşistan yani köleler diyarı olarak anılan bölgeler. Habeşistan kelimesini her telaffuz ettiğimde sanki Bilal-i Habeşi’yi çağırıyorum. Habeşistan, Allah Resulü’nün güzel sesli müezzininin anavatanı… Ve Mekke müşriklerinin zulmünden bunalmış Müslümanlara kucağını açan, ilk hicretin ülkesi. Yıl 615; nübüvvetin 5’inci yılı. 12’si erkek, 4’ü kadın 16 kişinin İslamiyet’i götürdüğü topraklar. Adil kral, Habeş Necaşisi Ashame’nin ülkesi. İlk hicret kafilesi ile birlikte Müslümanlığı tanımış olan ülkede o gün bugündür Müslümanlar “Biz kılıçla Müslüman olmadık.” diyerek övünüyorlar. Etiyopya ilginç bir şekilde Afrika ülkeleri içinde Hristiyanlığı da Müslümanlığı da ilk kabul eden ülke. Kanuni Sultan Süleyman döneminde Habeş eyaleti olarak Osmanlı’ya bağlı bir şekilde sürdürüyor varlığını. Şimdi ise Etiyopya Federal Cumhuriyeti. Yirmi yıl öncesine kadar Hristiyan olan devlet, şu an laik ve kanun önünde Hristiyanlar da Müslümanlar da eşit deniyor. Hükümette Müslüman bakanlar da bulunuyor. Homojen bir bölgeden söz edilemiyor. Müslüman halk ve Hristiyan halk karışık yaşıyorlar. Tam anlamıyla mümkün olmasa da bu durum bir nevi kitlesel din çatışmasının önünü kesmiş oluyor. Fakat zamanında cami yapımları sırasında çok kan aktığını da öğreniyoruz. Bir zamanlar kanunlara göre toprakların üçte biri kiliseninmiş. Bu üçte birlik kısmın da bir sınırı olmadığı için ne zaman ki bir yere cami yapılmak istense o toprak parçasının kiliseye ait olduğu söylenir, kan akar, olayın üzerinden biraz zaman geçer ve cami yapılırmış. Etiyopya binlerce yıllık köklü bir devlet geleneğine ve medeniyete sahip olmasıyla da tipik Afrika ülkelerinden ayrışıyor. 84 kabile, 84 ayrı dil var. İktidarı Amhara kabilesi elinde tutuyor. Devletin resmî dili Amharice. Kuzeyde yaşayan ve en fazla nüfusa sahip kabile olan Oromiler ise bizim sayımız daha fazla, arazimiz daha geniş, resmî dil bizim dilimiz olmalı, diyorlarmış. Yakın zamana kadar Oromiler resmî yönetim tarafından insan bile sayılmıyor; halka şiddeti önleyici çağrı yapılırken “Kimseyi öldürmeyin, Oromi bile olsa.” deniliyormuş. Oromiye halkı renklerle fazlaca barışık. Kılık kıyafetlerinin rengârenk olması bir yana, camileri de rengârenk. Mavi, yeşil, kırmızı, pembe…

Yemyeşil doğası, nehirleri, dağları, tropik bitkileri, meyveleri, muhteşem ağaçları ve kuşları ile baharını, diyerek devam edilebilecek bir cümlede kışını yaşıyor Etiyopya. Nisan havası tadında bir kış… Kilometrelerce yol gidiyoruz köylerine ulaşmak için. Okaliptüs ağacından evleri, tropik kaktüslerden bahçe çitleriyle elinde mızrağı ile içeriden bir yerli çıkıverecek hissi uyandırıyor köy evleri. Her gün yağmur yağıyor ve bu yağmur hayat şartlarını daha da zorlaştırıyor. Her yer çamur içinde ve dereler çamur akıyor. Bu yeşilliğe rağmen teknolojik gelişim olmadığından dolayı yoksulluğu, yağmura rağmen susuzluğu yaşıyorlar ve suya ulaşmak için 10-14 kilometrelik yolu kat etmek durumunda kalıyorlar. Çocuklar çıplak ayakları, tek kat yırtık, yamalı elbiseleri ile evlerinin de içine gömüldüğü çamurların içinde oynayıp oyalanıyorlar.

Kullanılamayan imkânlar

Bereketli Nil Nehri, kaynağını Etiyopya’dan alıyor. Ama ondan da yararlanamıyorlar. Bir dönem İngilizler Etiyopya ile silah karşılığında Nil Nehri’ni kullanmama anlaşması yapmışlar. Ama Etiyopya bugün artık topraklarından geçip giden bu nehri -geçip giden bu fırsatı- kullanmak istiyor. Bu da Mısır ile aralarında sorun oluşturuyor. Bir de Avaş Nehri var. Bu nehir tüm Etiyopya’yı dolaşıyor; onun için bu nehre Etiyopya’nın Nehri diyorlar.

Etiyopya ekonomik pazarında Çin birinci sırada, Hindistan ikinci sırada, Türkiye üçüncü sırada yer alıyor. Ülke %80 oranında verimli araziye sahip olmasına rağmen bu arazilerin sadece %8’ini kullanıyorlar. Ülkenin güneyinde gat üretimi ve tüketimi yaygın. Buğday tarlaları gat tarlasına çevriliyor. Bu da yoksulluğun giderek artmasına sebep oluyor. Kahvenin de gatın da Yemen’e Etiyopya’dan gittiğini söyleyerek kadim “Kahve Yemen’den gelir.” sözümüzü alt üst ederek Yemen kahvesini ikinci el kılıyorlar. Hayvancılıkta Afrika’da birinci, dünyada yedinci sırada yer alıyor ama beyaz peyniri bilmiyorlar. Tüm yollar, adına bajaj dedikleri, Hindistan’dan getirilen üç tekerlekli, ortadan direksiyonlu araçlarla dolu. Bu da caddelerin çehresini değiştirip Hindistan’mış izlenimi veriyor. Daha kırsala geçtikçe bajajların yerini at arabaları alıyor.

Buhey Günü

Her yerde; pazaryerlerinde, çarşılarda desteler hâlinde satılan bir çalı türü dikkatimizi çekiyor. Adı buhey olan bir bitki. Hristiyanlar evlerinin önünde, avlularında, bahçelerinde ateş yakarak Hz. İbrahim’i Anma Günü yapıyorlar. Bir hafta sürüyor bu etkinlik. Kiliselere gidiliyor, yemekler hazırlanıyor, akrabaya, konu-komşuya davetler, ziyafetler düzenleniyor. Kişilerin maddi durumuna göre bazen bu ziyafetler birkaç gün sürüyor.

Addis Ababa, Kofale, Adama, Hela, Abomsa… Şehirlere gidiyor, şehirlerden geçiyoruz. Her bölge ve şehir, kendi içinde kendi uçurumlarını, zıtlıklarını barındırıyor. Başkentte mesela bir yanda lüks yapılar, bir yanda barakalar ve tüm dünyada olduğu gibi yoksul yığınların yanı sıra ülkenin nimetlerinden ziyadesi ile yaralanan bir avuç zengin…

Şehirden şehre 1.140 kilometre kat edip bitiriyoruz Etiyopya yolculuğunu. Anlatacak daha çok şey olduğu gibi, sözün bittiği pek çok şeyle de karşılaşıyoruz yolculuğumuz boyunca. Kapkaranlık, yıkık dökük sınıflarda çıplak ayak, dökülen üst başlarıyla eğitim mücadelesi veren öğrenciler, kıt imkânları ile çocukları yetiştirmeye çalışan eğitimciler… “Bize yardım yapan başka kişi ve kuruluşlar da oluyor ama kimse gelip bizi ziyaret etmiyordu. İlk kez siz ziyaret ediyorsunuz.” diyerek teşekkürlerini belirtiyorlar. “Bize fikir verin ki eğitimimizi ona göre yapalım.” diye ekliyorlar. Ardımızda yoksul insanlar, önümüzde hayata geçirilmeyi bekleyen kalıcı hayati projeler… Yapılacak, yapılması gereken, umutla beklenen çok şey var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir