Gezi

Brezilya’daki Son TURCO

Brezilya’da genel olarak Arap asıllılar ve Müslümanlar “Turco” yani “Türk” olarak isimlendirilmekte ve bu durum bir buçuk asırdır sürmektedir.

Bugün kesin olmamakla birlikte, Müslümanların sayısının 2,5-3 milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Brezilya 8,5 milyon km²’ toprakları ve 180 milyon nüfusu ile dünyanın beşinci büyük ülkesidir.

Coğrafi olarak uzak olsa da Brezilya’da sayıları yüzbinleri bulan ve bize hiç de yabancı olmayan Turcoların yani Türklerin yaşadığını görmek ilginç bir deneyim oldu.  Türk dediysek aslında gerçekten Türk olmalarını kastetmiyoruz. Brezilya’da genel olarak Arap asıllılar ve Müslümanlar “Turco” yani “Türk” olarak isimlendirilmekte ve bu durum bir buçuk asırdır sürmektedir.

Olayın özeti şu aslında; Ortadoğu’dan giden ilk Araplar Osmanlı pasaportu ile gittikleri için, Brezilya’daki Ortadoğu kökenli tüm göçmenler Türk olarak kaydedilmiş ve o tarihten sonra gelen tüm nesiller için bu böyle devam etmiş. Bir zamanların “Turcolar”ı aradan geçen bir asırlık süre sonunda yabancılıklarını atmış, ülkenin yerli unsurları haline dönüşmüş ve hatta ülke yönetiminde önemli görevler üstlenecek duruma gelmiş. Bu nedenle bugün Brezilya’da milyonlarca “Türk” bulunuyor dediğimizde abartmıyoruz. Ama bugünkü anlamda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup Brezilya’da yaşayan Türklerin sayısının ise 100’ün biraz üzerinde olduğunu da belirtelim.

İlk Müslümanlar, 1500’lü yıllarda Avrupa’dan giden beyazların arasındaki Endülüs asıllı Müslümanlardır. Sonraları Batı Afrika ülkelerinden giden köle Müslümanlar Brezilya ile tanışmıştır. Esefle ifade edelim ki; Portekizler Müslümanların dinlerini yaşamalarına müsaade etmemiş ve İslam’ı terk etmeyenlere idamlar da dahil olmak üzere korkunç işkenceler uygulamışlardır. Buradaki siyahi Müslüman köleler Arap harfleri ile yazı yazmanın bile idam sebebi olarak görüldüğü kara günler yaşamıştır.

19. yüzyılın sonlarında Ortadoğu’dan giden Arapların %10’nu Müslümanlar, kalanını da Hıristiyanlar oluşturuyordu. Bugün kesin olmamakla birlikte, Müslümanların sayısının 2,5-3 milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir. Avrupa’dan gelen Müslümanlar, siyahi köle Müslümanlar ve Ortadoğu’dan gelen Müslümanlar’ın yanı sıra Brezilya asıllı Müslümanların sayısı da her geçen gün artmaktadır.

Türklerin Brezilya ile ilişkileri, 1865 yılında yolu yanlışlıkla Brezilya’ya düşen iki Osmanlı savaş gemisine kadar uzanır. Osmanlı Devleti’nin Basra’ya gönderdiği iki savaş gemisi Afrika’yı dolanırken fırtınanın etkisiyle rotasını kaybederek Brezilya’nın Rio de Janerio sahiline çıkar. İlk defa Osmanlı askeri gören halk, gemiyi ziyarete gelir. İkinci günde gemiye gelenler arasındaki siyahlar, Osmanlı askerlerinin arasında bulunan ve kıyafetleri ile ulema sınıfını temsil ettiği belli olan Bağdatlı Abdurrahman Efendi’ye selam verirler. Abdurrahman Efendi, Frenk kıyafetleri ile kendisine selam verenlerin istihza ettiklerini düşünür ve selamlarını almaz. Birkaç gün sonra tekrar gemiye gelen siyahlar, namaz kılan Osmanlı askerlerine katılır ve beraberce namaz kılarlar. Bu manzarayı gören Abdurrahman Efendi siyahların selam vermekle kendileriyle istihza etmediklerini anlar ve onlarla tanışmak için tercüman arayışına girer. Sonunda Fas asıllı bir Yahudi, Abdurrahman Efendi ile siyahi Müslümanlar arasında tercümanlık yapar. 10 gün kadar Rio sahilinde kalan gemiler hareket etmeye hazırlandığında, siyahi Müslümanlar Abdurrahman Efendi’nin Brezilya’da kalması ve kendilerine İslam’ı öğretmesi için ısrar ederler. Abdurrahman Efendi gemideki komutanlarla istişare ettikten sonra irşad, tebliğ ve davet çalışmaları için Brezilya’da kalır. İki-üç yıl ülkenin muhtelif şehirlerinde bulunarak siyahlara dinini öğretir. İlk aylarda Faslı bir  tercüman aracılığıyla yaptığı vaazların tesirini göremeyen Abdurrahman Efendi, Portekizceyi öğrenip derslerini bu dilde yapar. Daha sonraları ise Faslı tercümanın Yahudi olduğunu ve kasıtlı olarak yanlış tercüme yaptığını öğrenir. İstanbul’a döndükten sonra yazdığı hatıratı “Brezilya’daki İlk Müslümanlar” (Kitabevi, Ocak 2006) ismiyle basılmıştır.

Bunun dışında bir de Osmanlı sefirinden bahsedilir, Brezilya’ya tayin edilen ama görev yapmadan geri dönen… Rivayetler doğru ise Osmanlı Devleti Brezilya’ya sefir tayin eder. Karnaval günlerinde Rio de Janeiro şehrine varan sefir, insanları çok ahlaksız bulur ve “Böyle fasit bir topluma sefirlik yapamam.” diye geri döner. Bu sebeple Brezilya halkının Osmanlılara küskün oldukları anlatılır.

Bugün, Brezilya’daki Müslümanlar arasında izole olup kendi kabuğuna çekilen yok denilecek kadar az. Ancak asimilasyon oldukça yaygın; Müslümanların, toplumun diğer kesimleri ile açık bir iletişim halinde olması da asimilasyonu hızlandırmış. Müslümanlardan çok az bir kısmı Hıristiyan olmuş, büyük bir kısmının sadece adı kalmış ve bir kısmı da kendilerini ve nesillerini kurtarma mücadelesi vermekteler. Yabancılarla evlenme oranının %25’i geçmesi, Müslüman kızlar arasında yabancılarla evlenmenin normal hale gelmesi, asimile olma boyutunu gözler önüne sermektedir. Müslümanlarla evlenen gayrimüslim bayanların çok azının Müslüman olması, bunların da çok azının İslam’ı gerektiği gibi yaşaması, şuurlu Müslümanların müşteki olduğu konuların başında gelmektedir.

Resmi olarak herhangi bir kısıtlama olmamasına rağmen Brezilya’da din eğitimi yok denecek kadar az. Öyle ki Sao Paulo şehrindeki Müslüman okulu dışında Müslümanların neredeyse kendi kültürlerini öğrenecekleri kurumsal çatıları yok gibi.

 Latin Amerika’nın ilk camisi 1929 yılında Sao Paulo eyaletinde açılmış. Günümüzde bu eyalette 12, ülke genelinde ise 80 cami bulunmaktadır. Eyalette yeterli sayı ve kalitede olmasa da birçok STK hizmet vermektedir. Mali olarak genelde orta tabakada olan Müslümanların en ciddi problemleri, örgütlenememiş olmalarıdır. İyi bir örgütlenme neticesinde dış desteğe ihtiyaç duymadan kendi güçleri ile kimliklerini korumaları ve hatta antiemperyalist çizgideki Latin Amerika halkına İslam’ı sevdirmeleri mümkündür.

Genelde sünni olan Müslümanların kendi aralarında bir problem olmadığı gibi, Müslümanlar halkın geneli ile ve resmi erkanla çok iyi anlaşmaktadırlar.

Brezilya’ya gitmeden önce bu ülke hakkında bilgilerimiz futboldan ve karnavallardan öteye geçmiyordu. Gittiğimizde, hem ekonomisi ile hem de gelecekte adından çokça söz ettirecek ülkeler arasında olması hasebiyle Türkiye’ye benzediğini görmek bizleri şaşırttı.

Tropikal iklimin Brezilyalıların karakterleri üzerindeki etkisi ne kadardır bilmiyorum ama gördüğüm şey; insanların çok mutlu (!) oldukları ve sözlüklerinde gam ve keder gibi kelimelerin olmadığıdır. Özellikle yılbaşı ve karnaval mevsimleri olan Ocak ayında çılgınlar gibi eğleniyorlar. Bu dönem aynı anda yıllık tatilin yapıldığı günlere tekabül ediyor. 14 milyon dolar para harcayarak kutladıkları yılbaşı programları sadece Aralık ayının son gecesinde değil, öncesi ve sonrasındaki günleri hatta haftaları içine alacak şekilde yapılıyor.

Brezilya’ya hicret eden Müslümanlara, “Niçin Brezilya?” sorusunu sorduğumuzda ise şu sebepleri sıraladılar: Brezilya’nın global savaşlara katılmayan bir barış ülkesi olması, büyük afetlerin yaşanmaması, çok geniş ve verimli topraklarının olması, yabancıların dışlanmaması.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir